Off Karadeniz

 

Home • Teaser • Actors • Crew • Music • Photos • Press • Tributes • Links • Contact

 

 

 


 ORKİNOS FILM PRODUCTION
 design by tunayx


 

  Press 
 

 

 

» Hürriyet Daily News »

 

4,000-year-old legend about northern Turkey to become film

GİRESUN - Anatolia News Agency



Giresun Island, the home in mythology of female Amazonian warriors, will be the setting of a film to be directed by Nur Dolay. The film will portray both the current negative situation facing Black Sea women and the strong female figures that challenge traditional stereotypes thanks to their Amazonian heritage. The film will also portray May 7 ceremonies that are organized every year in Giresun.


According to legend, the 4,000-year-old Giresun Island was used as a base by female Amazon warriors and for generations has been the site of festivities celebrating “Mayıs Yedisi” (May 7), the symbol of spring’s coming. Now the island is set to become the subject of a cinema film.

The film, which is to be directed by Nur Dolay, will portray the burdens facing the women of the Black Sea, as well as the “strong” women figures that challenge traditional stereotypes thanks to the traditions of the Amazonians.

Dolay, who came to the Black Sea city of Giresun for the release of her film “Off Karadeniz” along with starring French actress Melissa Papel, said that the history and culture of the Giresun Island area was very interesting to her. “I did not know that this city was so interesting. I will come here for my next film project and carry out preliminary work. There are very interesting issues that could make for good subjects for a film,” she said.

Dolay said according to a 4,000-year-old mythological legend, Giresun Island was used by Amazonian women as a base and they left the island once a year for abundance and fertilization ceremonies. “The day known as May 7 (May 20 according to the new calendar) has survived until today thanks to the Giresun Aksu Culture and Arts Festival. I want to make a different kind of film inspired by this festival,” she said.

Dolay said she would draw attention to the problems of Black Sea women in the film, and Giresun, where Amazonian women were supposed to have lived, would be the best setting.

Dolay said in her film “Off Karadeniz” she presented the situation of women in society. “The Black Sea region has women who are overwhelmed by heavy burdens on the one hand, and strong women who challenge everything on the other. I want to create an interesting project that includes traditions from the 4,000-year-old festival.”

Dolay said preliminary work for the film would be completed within six months, and locations for filming would be determine during this time. She said the film would be finished in a year.

Dumping garbage on the coast

Dolay complained that just like in many other Black Sea cities, garbage was dumped on the coasts of Giresun, too, causing an environmental disaster. Criticizing that the garbage dump is close to the festival area, Dolay said: “The scene here is very painful to me. This area is home to all these beautiful, mythological features, and cultural and historical values, but has become a trash dump. Maybe buildings will be constructed on these trash-heaps. The coast will lose its geographical, cultural and mythological value and unfortunately the situation is the same in the whole region. Natural beauty is being destroyed by construction. I will declare all these negative things in the finale of the film, just like in my previous film.”

Giresun Island and Aksu Festival

Giresun Island and the Aksu Festival reflect a cultural heritage and history spanning 4,000 years. Spring, abundance and fertilization ceremonies, organized for the Hittite goddess Kybele and Anatolian mythological god Priados, are the ideas behind the festival. It is said that Hittite culture moved, over time, to Rome – thanks to these ceremonies.

It is said the ceremonies are related to the Amazonians. According to a legend, Amazonian women lived as warriors on Giresun Island and came together with men once a year to procreate. Male babies ensuing from these unions were either killed or sent to their fathers.

The festival is intended to reflect an old tradition celebrated every year on May 20. Thousands of people, particularly from the rural areas of Giresun, gather for ceremonies every year where the River Aksu flows to the sea.

The ceremonies organized as part of May 7 festivities gained festival status and were integrated into the Aksu Festival in 1977. The event took the name “Giresun Aksu Culture and Arts Festival” in 1984 and later as the “International Black Sea Giresun Aksu Festival.”

During the festival, mythological ceremonies include activities such as throwing stones into where the sea and the river meet and traveling around the island by boat.

 

Source

 

» Cumhuriyet Gazetesi »

Off Karadeniz'in Çekimleri Bitti


Önyargılara Karşı Bir 'Benzerlik' Filmi

Kültür Servisi - Türkiye ile Avrupa arasındaki benzerlikleri göstermek amacıyla bir araya gelen Fransız ve Türk kökenli sanatçıların, uzun uğraşlar sonunda tamamlayabildikleri 'Off Karadeniz' filmi, Türk sinemaseverlerle buluşmuya hazırlanıyor. Avrupa'da oluşmuş olumsuz Türk imajını değiştirmeyi hedefleyen filmin yapımcılığını, “Sarkozy Türkiye'yi AB'ye sokmak istemese de biz Türkleri Fransızların kalbine sokacağız” diyen Fransız Jean-Louis Papel üstlenirken, filmin senaryo yazarı ve yönetmeni, yıllardır Fransız basınında çalışan gazeteci Nur Dolay. Daha önce Kafkasya'da, Aliağa gemi söküm atölyelerinde, Azerbaycan, Kırım ve Karadeniz çevresinde çevre sorunlarını işleyen pek çok belgesel filme imza atan Dolay, ilk uzun metrajlı filmi olan 'Off Karadeniz' ile de çevre duyarlılığına dikkat çekmeye çalışmış.
İzmir-Of-Rize-Ardeşen arasında geçen komedi filminde, İzmirli bir genç kızın ilk görev yeri olarak Of'a tayin olmasıyla başlayan olay dizisi, önyargıların teker teker yok oluşuyla devam ediyor. Filmde çoğunlukla yöreden seçilmiş amatör oyuncuların yanı sıra, gazeteci Burhan Akdağ, Melissa Papel, Nurhayat Boz ve Şuayip Ünsal gibi profesyonel oyuncular rol alıyor. Bahar aylarında Türkiye'de gösterime girmesi planlanan filmin, yurtdışında 'SmyrnOf' ismiyle gösterime girmesi düşünülüyor.
 

 

Kaynak

 

------vvv------

 

» Cinedergi »

 

‘Romantik komedi değil, sosyal yergi filmi’
 



Off Karadeniz adından da anlaşılacağı gibi tam bir Karadeniz filmi… Gazetecilik yapan ve belgeseller çeken Nur Dolay’ın lk uzun metrajlı filmi Of Karadeniz İzmir’den yola çıkıyor ve Karadeniz’in muhteşem doğasının içine atlıyor. Filmde Karadeniz’le ilgili her şey var. Nur Dolay’la film çekmenin zorlukları ve keyfi üzerine konuştuk…

 Banu Bozdemir


 


Öncelikle biraz kendinizden söz eder misiniz?

Robert Kolej mezunuyum. Daha sonra Amerika’da sosyoloji, Fransız Basın Enstitüsü’nde gazetecilik ve Sorbonne’da siyaset bilimleri okudum.  Uzun yıllar gazeteci olarak dünyayı dolaştım ve Fransız basınında le Monde Diplomatique, yine Le Monde grubuna bağlı Courrier International, Radio France International gibi yerlerde çalıştım… Türkiye’de ise Cumhuriyet ve Birgün’de yazdım.  Latin Amerika ve Kafkasya üzerine kitaplarım var. Ayrıca 10 yıl Fransız televizyonunun Thalassa adlı programı için deniz ve jeopolitika konularında belgesel filmler yaptım. Off Karadeniz ilk uzun metraj kurgu filmim.

 

Filmin oluşum hikayesini sizden dinleyebilir miyiz?

 İlkin yapmak istediğim başka bir proje vardı: Orkinos. Ege’de uluslararası bir prodüksiyon olacaktı. Fakat sualtı çekimleri içerdiği için maliyeti yüksekti.  O nedenle bunu daha sonraya erteledik ve  daha kolay, daha küçük bütçeli bir proje olabileceğini sandığım Off Karadeniz'e yöneldim. Ama sonuçta öbürünü çekseymişiz belki daha kolay olacaktı, çünkü  Off Karadeniz’in senaryosunu yazarken işin maddi yanını pek düşünmeden özgürce kafamın istediği gibi yazmışım, sonradan bir de baktım müthiş külfetli bir yanı var. Neredeyse her plan ayrı bir mekanda geçiyor. Çekim için öngördüğümüz zaman da zaten 4 hafta gibi kısa bir süreydi.  İlk mekanımız olan Kuşadası ve İzmir’den Of’a mesafe yaklaşık 1500 km. Ama Karadeniz’e gidip Of’da da bitmiyor iş. Rize, İkizdere, Çamlıhemşin, Ardeşen, hatta Gürcistan sınırına kadar uzuyor mekanlar. Batum’da bile bir kaç sahne vardı, ama orada bir kaç ön çekim yaptıktan sonra bu bölümleri iptal ettik.  Ayrıca küçük rollerin çokluğu, figüran bolluğu gibi ek zorluklar vardı.


Filmde Karadeniz bölgesinin hangi özellikleri ön plana çıkıyor?

Çay bahçeleri, dereler, yaylalar, eski ahşap evler, müzikler, horonlar, kolbastı, yöresel yemekler, kısacası Karadeniz’in tüm özellikleri var.  Tabi bir de Karadeniz insanının farklı mantalitesini yansıtmaya çalıştık filmde.  Ama sonuçta folklor ve bildik Temel hikayelerine indirgemedik. Filmin verdiği ince mesajlar da var. Özellikle önyargıları yıkmayı amaçlıyor. İzmirliler hafif meşrep, Oflular bağnaz ve suça yatkın, kadınlar eksik etek, Laz aklı kaz aklı gibi kimi yerleşmiş düşüncelerle ince bir alay sözkonusu filmde. Torpil yapma, mahkemelerin bağımsızlığı, ben karışmayım başkası uğraşsın gibi kimi toplumsal hastalıklarımıza dokundurmalar var. 

Filmin ‘çevreci’ olması dikkat çekici? Biraz bundan bahseder misiniz?

Ben önceden beri yaptığım belgesellerde de konulara çevresel açıdan bir bakışla yaklaştım. Çevre üzerine değildi çalışmalarım, ama çevre sorunları her konuda kaçınılmaz olarak karşımıza çıkıyor. Kurgu filme geçince de bunları özellikle ön plana çıkaran filmler yapmaya karar verdim. Karadeniz çok ağır tahribata uğramış bir bölgemiz. Film o sekiz şeritli korkunç otoyolun saçmalığını göstererek başlıyor. Bu yolun kent içinde insanları deniz kıyısına geçebilmek için bile ne kadar güç duruma düşürdüğünü komik bir şekilde gösteriyoruz.  Kentler zaten birer beton tarlasına dönmüş. Aslında bu  Türkiye’nin her bölgesinde öyle, ama Karadeniz’de yer kıtlığı nedeniyle diğer bölgelerden daha da yoğun bir betonlaşma söz konusu.  Derelerde birbiri ardına hidroelektrik santralları yapılıyor, önçekimler için gittiğimizde kendimizi İkizdere’de bir baraj karşıtı mitingde bulduk ve ‘’İkizdere özgür aksın’’ diye köylülerle birlikte bağırarak yürüdük. Bu mitingden bir sahneyi filme koydum. Ayrıca bir de çöp sorunu var. Of yakınlarında bir ormanın ortasında açılan kocaman bir çukura kamyon kamyon çöp ve kimyasal atıklar taşınıyor. Bu korkunç bir katliam.  Ve halkın bir kısmı isyan halinde. Ben de haliyle isyan ettim ve o nedenle bir komedinin hafifliği içine serpiştirilmiş parçacıklar halinde de olsa bu katliamın altını çizmek istedim.

 

Son zamanlarda Karadeniz doğasının farkıyla çok fazla ilgi çekiyor… Sinemaya görsel olarak çok şey katıyor. Bu konuda siz neler söylersiniz?

Evet, bütün çevre saldırılarına rağmen Karadeniz hala vahşi bir doğal güzelliğe sahip. Çarpıcı rölyefleriyle son derece fotojenik bir bölge. Ben dünyanın hemen hemen her tarafını dolaştım, ama Karadeniz’deki kadar yeşilin farklı tonlarının birarada olduğu yer az gördüm. Aslında Türkiye’nin her yerinde çok fotojenik mekanlar bulabilirsiniz, ama kameralar Karadeniz’e yeni yeni uzandığı için daha da ilginç görünüyor. 

 

Başrolde neden yabancı bir oyuncu oynuyor?

 Başrol oyuncumuz Melissa Papel, babası Fransız annesi Türk olduğu için çok da yabancı sayılmaz. Paris’de doğup büyümesine rağmen Türkçesi birçok safkan Türk’den daha düzgün.  Rolünü de iyi anlayıp öğrendi. Bütün gerçek profesyoneller gibi kaprisi olmayan, işini hakkıyla yapmaya çalışan bir oyuncu . Uluslararası projelere alışkın.  Ama ekipteki tek yabancı o değildi. Film seti Türkçe dışında Gürcüce, Azerice, Farsça, Fransızca, Rusca ve Lazca konuşulan bir Babil Kulesine benziyordu.

 

Filme ‘romantik komedi’ diyebilir miyiz?
Romantik komedi değil, bu türden nefret ederim. Daha çok sosyal yergiler içeren bir film diyebiliriz. Bütün toplumsal hastalıklarımıza göndermeler yapan, kendi kendimize küçük iğneler batıran bir film.

 

Kardeniz kadını erkekten çok daha fazla çalışır, filmde bunun gibi sosyal, ekonomik ne gibi değinmeler var?

Aslında Karadeniz’de kadın çalışırken erkek kahvede oturmuyor, o da başka işle uğraşıyor. Daha çok ticaret, inşaat, fırıncılık.. Pek çoğu zaten gurbette. Son derece çalışkan, dinamik, enerji dolu bir toplum. Bir karış boş toprak göremezsiniz orada. İnsanın ayakta zor durabildiği sarp yamaçlar, yol kıyıları yetmez gibi evlerin damlarına bile toprak atıp mısır, domates, fasulye ekiyorlar.  Ama kadının işi korkunç ağır, bu  en önemli Karadeniz gerçeklerinden biri.  Her gün sırtında ağır yüklerle sarp patikalardan, çamurlu yollardan çıkıp iniyorlar ve bütün hayatı yüklenmiş gibiler, ona karşın yine de kadına bakış açısı ‘’eksik etek’’ lafında özetleniyor.  Eğer kadın hakim gibi erkek işi olarak algılanan bir mertebeye çıkabilmişse, o artık sanki kadınlıktan erkekliğe terfi etmiş gibi görünüyor. Aslında kadınların durumu garip bir ikilem gösteriyor. Hem çok yük altındalar, hem de müthiş bir güç sahibi olabiliyorlar. Ailede hakim durumdalar ve nerede olurlarsa olsunlar laflarını hiç esirgemiyorlar, bağırıp çağırıp erkeklere bir güzel hadlerini bildiriyorlar. Amazonlar’ın yaşamış olduğu bir bölge ne de olsa. Sonuçta onlardan bir şeyler bugüne dek kalmış galiba. Filmde Pehlivan Hatice tiplemesiyle biraz da bu ikilemi göstermeye çalıştık.

Bu arada yaşadığımız bir olay da bu durumun somut bir örneği oldu sanki. Filme ilk başladığım İzmir’li kadın oyuncuyla çalışmaya devam edemedim, çünkü eşi bir hafta çekimden sonra izin vermedi. Oysa ki ileri görüşlü, çevre davalarında öne çıkan bir avukat arkadaştı kendisi. Ama karısının öne çıkmasına tahammül edemedi.

 

Onunla çekilen bölümler ne oldu peki?

Attım. Bir haftalık çekim boşa gitti. Sonra İzmir Devlet Tiyatrosu’ndan birini önerdiler. Nurhayat Boz. Fotoğraflarına bakınca uygun görünüyordu. Ve şansımıza, son derece profesyonel ve rolünü çok çabuk ezberleyen bir oyuncu çıktı karşımıza. Aynı durum kızın sevgilisi Laz genci için de söz konusu oldu. İstanbul’dan bir genç oyuncuyla anlaşmıştık. Ama süre uzun geldi. Onun yerine son anda bir başkasını bulduk. Ardeşenli gerçek bir Laz. Hiç oyunculuk deneyimi yok, ama kamera karşısında çok rahattı ve rolünü de çok çabuk öğrendi.

 

Diğer oyuncular ve rollerinden de kısaca bahsedebilir miyiz? :

Baba rolünü yine İzmir Devlet Tiyatrosu’ndan bir oyuncu oynadı. Kısacası İzmir’li aileyi canlandıran üç kişi profesyonel oyuncu, diğer roller Karadeniz’deki amatör oyuncular veya hayatlarında hiç kamera karşısına geçmemiş halktan insanlar tarafından  oynanıyor.

Oyuncuların çoğunu yöreden seçmemin bir nedeni de Karadeniz’de konuyu hazırlarken bana ora halkının yaptığı uyarılar oldu. ‘’Şive çok önemli’’ diyorlardı. İstanbul’lu oyuncuların şiveyi kötü taklit etmelerini, uyduruk bir dili Karadeniz aksanı gibi göstermelerini kabul edemiyorlar ve bunu kendileriyle alay etmek gibi görüyorlar. Zaten Karadeniz aksanı diye tek bir aksan da yok. Yanyana iki yerin şivesi bile birbirinden farklı. Oyuncularımız tabi ki bu şiveleri sonradan yapmacık bir şekilde öğrenmiş değiller, kendi doğal aksanları.

 

Amatör oyuncularla çalışmanın zorlukları oldu mu?

Bu oyuncuları yönetmek çok zor olmadı, çünkü Karadenizliler genellikle doğuştan aktörler.     Çoğu günlük yaşamlarında bir tiyatro sahnesinde oynar gibi.  Ayrıca amatör oyuncularla çalışmak daha da ilginç. Fazla starlaşmış, fazla tanınan oyuncular genellikle kendileri olmaktan kurtulamıyorlar bir türlü. Hangi karakteri oynarlarsa oynasınlar, o karakter değil de kendi kimlikleri öne çıkıyor. Ama biz hiç beklemediğimiz başka bir zorlukla karşılaştık. Halktan insanları birarada tutabilme zorluğu. Bir gün gelirlerse öbür gün kaybolabiliyorlar. Ya çay toplamaya gidiyorlar, ya başka bir işleri oluyor, ya dağdaki köyüne çıkıyor, orada telefonları da çekmiyor, devamlılığın önemini bilmiyorlar tabi. Kendileriyle sözleşme bile yapsam, işe gelmedi diye her birine dava açacak değilim, açsam ne olacak zaten.

 

Film yurt dışında vizyona girecek mi?

Film yurtdışında da vizyona girecek. Cannes Film Festivali marketindeydi, orada epeyce değişik ülkeyle temasımız oldu. Sanıyorum önümüzdeki sonbaharda Fransa başta olmak üzere bu ülkelerin sinemalarında görülebilecek. 

 

Kaynak

 

 

------vvv------
 



»
Radikal Gazetesi »

 

Gazeteci, Yönetmen ve İzmirli

'Off Karadeniz', Fransa'da yaşayan gazeteci ve belgeselci Nur Dolay'ın ilk uzun metrajlı filmi. Filmde, İzmirli Melek'le Oflu Yusuf'un aşkı var

ERMAN ATA UNCU


Film çekimlerini nasıl büyük zorluklarla tamamlayabildiğinden şikayet eden yönetmenlere artık pek rastlanmıyor. Sebep, işin iyice endüstri halini alması mı, yoksa tam tersine bu zorlukların malumun ilamı olacağı düşüncesi mi, bilinmez. Ancak bu hafta gösterime giren ‘Off Karadeniz’in yönetmeni Nur Dolay, daha röportaj için kayıt cihazını açmadan başlıyor zorlukları anlatmaya. Son anda karar değiştiren oyunculardan dolayı, çekimlere tam üç kere yeniden başlanması, teknik ekiple yaşanan aksilikler, haybeye giden çekimler vs.
‘Off Karadeniz’, Dolay’ın ilk uzun metrajlı filmi. İzmirli Melek’le (Melissa Papel) Oflu Yusuf’un (İrfan Delibaş) aşkı var eksende. Melek’in asker babasının tercihi Türkiye’nin Batısından bir damat yönünde. Hukuk fakültesinden mezun olup hakim çıkan Melek’in tayini Of’a, yeni asker olan Yusuf’un celbi de müstakbel kayınpederinin yanına, Güneydoğu’ya çıkınca filmdeki komik olaylar birbirini takip ediyor. İş, Karadeniz’deki çevre katliamından da geçiyor. Sonuçta başrol haricindeki tüm oyuncuların amatör olmasının hissiyatı filmin geneline sirayet ediyor.
Aslında film kadar ilginci, Nur Dolay’ın kariyeri. Yönetmenin CV’sinde Fransız televizyonlarında yayınlanan çevre belgesellerine rastlamamızda sıradışı bir durum yok diyeceksiniz. Peki, Cumhuriyet ve Birgün muhabirliğine, Le Monde Diplomatique’te yazarlığa, Afrique-Asie dergisinde Latin Amerika editörlüğüne, Latin Amerika ve Kafkasya üzerine üç kitaba ne demeli? Filmin yapım şirketi Orkinos’u İstanbul’da değil de, memleketi İzmir’de kurması ise cabası. Yaşamının büyük bir kısmını Fransa’da sürdüren, buraya gelince de İstanbul’dansa İzmir’i tercih eden deneyimli gazeteci ve yeni yönetmen Nur Dolay’la görüştük. 

Fransız bir yapımcıyla Rize ve İzmir’de geçen bir hikâye nasıl ortaya çıktı?
Aslında ben Fransa’da yaşıyorum, uzun zamandır orada gazetecilik yapıyorum. Tabii ki orada insanlarla ilişkilerim daha fazla. Burada ilk başta nesli tükenen orkinoslarla ilgili bir proje çekmek istiyordum. Ama sualtı görüntüleri gibi sebeplerden dolayı çok zahmetli ve pahalı bir projeydi. Yapımcım da kolay bir şey yapalım başlangıç olarak dedi. Komedi olsun diye düşündük. Komedi olunca da doğal olarak Karadeniz aklımıza geldi. Bir de iki kültür arasındaki çatışmaya bakmak istiyorduk filmde. Ege ile Karadeniz son derece farklı iki kültür. Bir taraf güneşli, çok rehavet içinde bir bölge, öbür taraf çok daha enerjik, hareketli ama soğuk ve yağmurlu bir bölge. Tabii İzmir, Türkiye’nin geri kalanına da büyük bir önyargıyla bakıyor. (Gülüyor)
Genelde İzmirlilerin çok daha rahat, Karadeniz bölgesindekilerin de sert olduğu düşünülür. Filmdekinin tam aksi...
O da böyle önyargılardan biri, İzmirlilerin çok rahat ve özgür olması... Ama mesela filmde anne karakterini ilk oynayacak İzmirli kadına kocası izin vermemişti. O yüzden atmak zorunda kalmıştık sonradan o planları.
Fransız bir yapımcıya Türkiye’deki Laz algısını anlatmak kolay oldu mu?
Zor olmadı. Fransa’da da Karadeniz fıkralarının aynısı Belçikalılar için anlatılıyor çünkü. Zaten daha önce de gelmişti Karadeniz’e, horonların yapıldığı festivaller sırasında.
Filmdeki horon sahneleri gerçek festivallerde çekildi, değil mi?
Onlar gerçek. Tabii belgeselden geldiğim için o yanım ağır basıyor. Senaryo yazarken oradaki çalışmalarla, araştırmalarla birebir gerçekleri yansıtmak için uğraştım. Hatta mahkeme sahneleri için duruşmalara girdim. Of için, bütün mafyalar oradan çıkmıştır, hacı hocaların memleketi deniyor. Gidip görünce ne gibi davalar yapıldığını, çok şaşırdım. Bir baktım çevre davacısı geldi. O çevre davacısıyla bindik arabaya dağa çıktık, o çöplerin atıldığı bölgelere baktım.
Filmin mekanlarından İkizdere’de de sivil toplum örgütleri çevre konusunda yoğun bir çalışma içinde.
Orada bütün vadileri yok ediyorlar, her yere HES yapıyorlar. Büyük bir direniş var aslında. Buna da dikkat çekmek istedik. O İkizdere protestolarının içindeydik. HES’lere karşı mitinglere katıldık. Zaten filmlerdeki o İkizdere sahneleri de oradan alınma.
Orkinos Film’i niye İzmir’de kurdunuz?
Benim iddiam İzmir’de de film yapılabileceğiydi. Dokuz Eylül Üniversitesi’nin çok iyi bir sinema televizyon bölümü var. Ve oradan çıkan öğrenciler şu anda Türkiye’nin en önemli yönetmenleri arasında. İzmir büyük bir potansiyele sahip. Ama yetişen tüm elemanlar, film endüstrisi burada olduğundan İstanbul’a geliyorlar. Ama ben İzmir’de de sinema yapılabileceğini kanıtlamak istedim. Bir yandan da düşüncem, endüstriyle okulun beraber hareket etmesi gerektiği.
Siz Arnavutköy Kız Koleji’ndensiniz, hayatınızın bir kısmı İstanbul’da geçti yani.
Evet burada yatılı olarak okudum ama İstanbul’da yaşamayı istemem. (Gülüyor)
Niye? Genelde tam tersi olur.
İnsanın enerjisinin büyük bir kısmını alıp götürüyor. Enerjimi daha yaratıcı şeylere harcamak isterim. İzmir’de bu sakinliği bulabiliyorsunuz. Ama postprodüksiyon çalışmaları uzayınca İstanbul’da fazlasıyla kaldım. Gelip gittikçe şehrin büyüsüne kapılmaya başladım. Çok fotojenik bir şehir. İnsan, her an fotoğraf, film çekmek istiyor. Burada her dışarı çıktığımda aklıma yeni bir şeyler geliyor. Ama yine de güvenemiyorum İstanbul’a.
Cumhuriyet’te gazetecilik yapmaya başladığınız sırada Fransa’da mı, burada mıydınız?
O sıralar Latin Amerika’daydım. Fransa’da yedi yıl boyunca Latin Amerika bölümünü yönettim bir dergide. Latin Amerika’yı dolaştım yıllarca. O zamanlar uzmanlık alanım Latin Amerika’ydı ama Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra oralar önemini kaybetti. Oradaki diktatörlükler de çöktü. Bu sefer Kafkasya falan öne çıktı. Ben de buraları gezmeye başladım.
Fransa’da basına giriş hikâyeniz nedir?
Fransa’da basın enstitüsünde okudum. Okulun sonlarına doğru staj yapmam gerekiyordu, staj yaptığım dergide kaldım.
Hangi dergiydi o?
Afrique-Asie. 1980’lerde üçüncü dünya akımı çok kuvvetliydi Avrupa’da. Afrique-Asie de çok prestijli bir dergiydi Fransız entelektüelleri arasında. Oraya gittiğim zaman Türkiye’nin hiçbir öneminin olmadığını gördüm. O dönem burada da askeri cunta rejimi olmasına rağmen hiç Türkiye haberi çıkmıyordu. Bana sen Türksün, Türkiye’yle ilgili yazı yazacağım dersen sana göre bir iş yok pek, başka uzmanlık alanın var mı diye sordular. ‘Evet Latin Amerika’yı çok iyi biliyorum, bir yıl Küba’da yaşadım’ dedim. O şekilde başladım, sonrasında da dergide kalıp Latin Amerika’yı dolaşarak yazılarımı gönderiyordum.
Küba’daki bir yıl, işle alakalı bir seyahat değil miydi?
Hayır, orada gönüllü olarak inşaatta çalışıyordum. İhtiyacı olan herkes orada işyerinde bir inşaat ekibi oluşturuyor. Devlet onlara bir iki yıl izin veriyor. Öyle bir sistem vardı, ben de gönüllü olarak katılmıştım. Şimdi ne zaman Küba’ya gitsem eski arkadaşlarımı bulabiliyorum ve yaptığım evleri görebiliyorum. (Gülüyor)

 

Kaynak

 

 

------vvv------

 

» Star Gazete »

 


 

Genç oyuncu Melissa Papel Karadeniz kültürü başımı döndürdü

Dün vizyona giren Off Karadeniz adlı filmde Melek karakterinde izlediğimiz oyuncu Melissa Papel aslında bir Fransız. İngilizce, Fransızca, Türkçe, İspanyolcayı anadili gibi konuşan Papel “Karadeniz şivesi ve horon oynamak çok zor. Kafam karışıyor. Ama Karadeniz’in kültür zenginliği başımı döndürdü” diyor

Fatma Karaman

 

Melissa Papel 24 yaşında genç bir oyuncu... Onun adını sık duymasak da daha önce reyting rekorları kıran Elveda Rumeli adlı dizide canlandırdığı Gülsüm karakteriyle tanıyoruz. Fransız oyuncu Papel’i bu kez vizyona yeni giren Off Karadeniz filminde, İzmir’den Trabzon Of’a hakim olarak atanan Melek rolünde izleyeceğiz. Türk asıllı anne ve Fransız bir babanın çocuğu olarak Paris’te dünyaya gelen Papel, 15 yaşında lise eğitimi için dünyanın öbür ucu olan Avustralya’ya gitti. Bir sene sonra Paris’e dönen Papel, bir yandan liseye devam ederken aynı zamanda da Fransa’nın ünlü oyuncularını yetiştiren Cours Florent’da tiyatro eğitimine başladı.

Eğitimini tamamladıktan sonra Kanada da bulunan Vancouver Film Okulu’nda bir yıl oyunculuk okudu.

Vancouver’de kaldığı üç yıl boyunca pek çok kısa filmde rol alan Papel, Türkiye’ye tatile geldiğinde kendini Elveda Rumeli dizisinin görüşmesinde buldu. Papel o günleri şöyle anlatıyor: “Annem aslen Türk,  onun memleketinde çalışma fikri de çok güzel. Bu yüzden teklifi düşünmeden kabul ettim. Dizi sona erince Off Karadeniz filmi için teklif geldi.”

HEM KOMİK HEM ÇEVRECİ BİR FİLM

Filmde Karadenizli Laz bir gence aşık, İzmirli hakim kızı canlandırdığını anlatan Papel, Karadeniz’de yapılan çekimlerin çok keyifli geçtiğini söylüyor. Senaryoyu okuduğunda hem komik hem de çevreci bir filmin içinde olacağını düşündüğünü anlatan genç oyuncu şimdiye kadar kadar eğlenceli bir sette çalışmadığını belirtiyor.

Bir Fransız olarak Türk filminde başrol oynamasının birçok kişiyi şaşırttığını söyleyen Papel şöyle devam ediyor: “Görüşmeye gittiğimde ‘Acaba rol versek mi?’ diye çekindiler. Daha sonra yeteneğimi ve iyi Türkçe konuştuğumu görünce filme dahil ettiler. Of’ta yabancı olduğumu öğrenenler bu kadar iyi Türkçe konuşmama şaşırdı.”

HORON ÇOK ZOR

Karadeniz’e hemen uyum sağladığını söyleyen genç oyuncu kültür zenginliğinini başını döndürdüğünü söylüyor. Film için horon dersi de alan Papel “Çok uğraştım ama iyi oynayamıyorum. Çünkü müthiş yetenek isteyen bir şey. Kafam karışıyor oynarken, ne yapıyoruz anlamıyorum.  Konuşulan diller ve şive çok zor. Birçok dil biliyorum ama Karadeniz şivesini konuşmak bambaşka bir şey. Ama yine de Karadeniz kültürüne Fransız kalmadım” diyor. 

On parmağında on marifet

Genç oyuncu Melissa Papel on parmağında on marifet olan bir isim. İngilizce, Fransızca, Türkçe, İspanyolcayı anadili gibi konuşan Papel şu sıralar Japonca ve Rusça öğreniyor. Fransa’da seslendirme yapan güzel oyuncu, aynı zamanda tango ve salsa da biliyor. Yaklaşık bir yıldır Türkiye’de yaşadığını anlatan Papel “Buraya çok alıştım. Türklere ait bazı davranışları artık ben de sergiliyorum. Mesela evime bir misafir gelecekse temizlik ve yemek yapıyorum” diyor.

 

Kaynak

 

------vvv------

 

» Hürriyet Sinema »

 
4 bin yıllık efsane film oluyor





 
Efsaneye göre savaşçı Amazon kadınlarının üs olarak kullandığı, 4 bin yıllık mitolojik geçmişe sahip Giresun Adası ile adayı yılda bir kez terk ettikleri bahar, bereket ve döllenme törenlerinin sembolü “mayıs yedisi” şenlikleri sinema filmine konu olacak.

 

Yönetmen Nur Dolay'ın çekeceği filmle bir yandan ağır yük altında ezilen Karadeniz kadını, diğer yandan amazonlardan kalma geleneklerle her şeye meydan okuyan “güçlü” kadın figürleri ekrana taşınacak.

Bu ay gösterime giren “Off Karadeniz” adlı sinema filminin tanıtımı için, filmin Fransız oyuncusu Melissa Papel ile Giresun'da bulunan yönetmen Nur Dolay, yaptığı açıklamada, daha önce sadece seyahat esnasında geçtiği Giresun'u bu kez gezme ve kentin tarihi, kültürel geçmişi ile sosyal yaşamı tanıma imkanı bulduğunu söyledi.

Giresun'un ve Giresun adasının tarihi, kültürel yönlerinin çok ilginç olduğunu, kentin özelliklerini öğrendikçe şaşkınlığını gizleyemediğini ifade eden Dolay, “Bu şehrin böyle özellikleri olduğunu bilmiyordum. Gelecek film projem için mutlaka gelip burada bir ön çalışma yapacağım. Gerçekten çok ilginç konular var” dedi.

Giresun Adası'nı, 4 bin yıllık mitolojik efsaneye göre savaşçı Amazon kadınlarının üs olarak kullandığını, kadınların adayı yılda bir kez bahar, bereket ve döllenme törenleri için terk ettiğini, “mayıs yedisi” (yeni takvime göre 20 Mayıs) olarak adlandırılan bu günün, günümüzde Giresun Aksu Kültür ve Sanat Festivali adı altında yaşatılmaya çalışıldığını dile getiren Dolay, “4 bin yıllık mitolojik geçmişin kültür mirası olan Giresun Adası ve 'mayıs yedisi' geleneğinin yaşatılmaya çalışıldığı festivalden esinlenerek farklı bir film çalışması yapmak istiyorum” diye konuştu.

 

Filminde Karadeniz kadınının sorunlarına dikkati çekmek istediğini, bunun için özellikle Amazonların yaşadığına inanılan Giresun'un daha uygun olacağını düşündüğünü belirten Dolay, filmle bir yandan ağır yük altında ezilen Karadeniz kadını, diğer yandan Amazonlardan kalma geleneklerle her şeye meydan okuyan “güçlü” kadın figürlerini ekrana taşımayı amaçladığını anlattı.

“Off Karadeniz” adlı filmde kadınların toplum içindeki durumunu gösterdiğini dile getiren Dolay, “Karadenizde hem çok ağır yükler altında ezilen hem de Amazonlardan kalan bir gelenekle her şeye meydan okuyan güçlü kadın figürleri var. Burada Amazonların yaşadığına inanılan Giresun adasından da esinlenerek ilginç bir proje ortaya çıkarmak istiyorum. 4 bin yıllık olduğu söylenen festival geleneklerini de filmin içinde canlandırıp güncele taşımayı amaçlıyorum” dedi.

Filmin ön çalışmasını 6 ay içinde tamamlayacağını, bu süre içinde filmin çekileceği mekanları belirleyeceğini vurgulayan Dolay, filmin çekimini ise bir yılda bitirmeyi planladığını kaydetti.

 

ÇÖPLERİN SAHİLE DÖKÜLMESİ

 

Nur Dolay, Karadeniz Bölgesindeki birçok kentte olduğu gibi Giresun'da da çöplerin deniz kenarına döküldüğünü, bunun zamanla büyük bir çevre felaketine neden olduğunu söyledi. Çöplerin törenlerin yapıldığı Aksu festival alanının yakınına dökülmesini eleştiren Dolay, şöyle konuştu:

“Burada gördüğüm manzara çok acı. Bütün bu güzelliklerin, mitolojik özelliklerin, tarihi ve kültürel değerlerin bulunduğu bu mekan, tamamen çöp yığını haline getirilmiş. Belki bir süre sonra bu çöp yığınları üzerine binalar inşa edilecek. Her iki şekilde de sahil, coğrafi, kültürel ve mitolojik değerler kaybedilmiş olur.

Bu kadar güzel bir kente böyle bir saldırı çok acı, çok üzücü. Ne yazık ki bütün Karadeniz Bölgesinde aynı durum söz konusu. Kentlerin denize bağlantısı kesiliyor. Deniz doldurularak yapılan yollarla, apartmanlarla, çöplerle sahiller yok ediliyor. Giresun'da bir çok derenin üzerinde HES projeleri varmış. Bu projelerle doğal bir çok güzelliğin sonu getiriliyor. Bütün bu olumsuzlukları filmde bir şekilde dile getireceğim. Bir önceki filmimde olduğu gibi bu filmde de bu konuyu ele almayı düşünüyorum.”

 

GİRESUN ADASI VE AKSU FESTİVALİ

Hitit tanrıçası Kybele'nin tasvir edildiği bir heykel

 

 

Giresun Adası ve Aksu Festivali çeşitli kaynaklarda, 4 bin yıllık geçmişin kültür mirası olarak değerlendiriliyor.

Festivalin temelinde Hitit Tanrıçası Kybele ile Anadolu mitoloji tanrılarından Priados adına düzenlenen bahar, bereket ve döllenme törenleri yatıyor. Bu törenler ve eğlenceler aracılığıyla Hitit kültürünün zamanla Roma'ya geçtiği ve orada Bachüs şenliklerine esin kaynağı olduğu anlatılıyor.

Törenlerin Amazonlarla da ilgili olduğu söylenmekte. Efsaneye göre, Amazonlar üs olarak kullandıkları Giresun Adası'nda anaerkilliğin savaşçı şeklini gerçekleştirerek kendi toplumlarında erkeğe yalnızca nesillerini sürdürmek için yer verirler ve erkeklerle yılda bir kez bir araya gelirlerdi. Doğan çocuklar erkek olursa öldürülür ya da babalarına gönderilirdi.

Festival binlerce yıldan beri süre gelen bir geleneğin ve bir inanışın eski takvime göre 7 Mayıs, miladi takvime göre 20 Mayıs tarihinde tekrarlanmasıdır. Her yıl 20 Mayısta erken saatlerden itibaren özellikle Giresun'un kırsal kesiminden binlerce kişi Aksu deresinin denize döküldüğü yerde bir araya gelir, eğlenir ve çeşitli törenler düzenlerler.

“Mayıs yedisi” adıyla düzenlenen törenler, 1977 yılında alınan bir kararla Aksu Şenlikleri olarak değiştirilip ülke çapında şenlik statüsüne kavuşturuldu. 1984 yılında “Giresun Aksu Kültür ve Sanat Festivali” adını alan şenlikler evrensel bir anlam kazandı. 1992 yılından itibaren de daha geniş kitlelerle sosyal ve kültürel ilişkilerin sağlanması amacıyla şenlik 'Uluslararası Karadeniz Giresun Aksu Festivali” adıyla düzenlenmeye başlandı.

Festival sırasında, saç ayaktan üç kez geçmek, dereyle denizin birleştiği yere yedi çift, bir tek taş atmak ve Giresun Adası'nın etrafını kayıkla dolaşmak gibi mitolojik törenler uygulanmaktadır.

Toprağın canlandığına, döllenmenin başladığına inanıldığı için yeni takvime göre 20 Mayıs'ta düzenlenen törenlerde, ocağın (ailenin) kutsallığı ve soyun sürdürülmesi, dertlerin, belaların denize atılması, yepyeni bir yaşama başlamanın mutluluğunu fark gözetmeksizin tüm insanlarla paylaşmak sembolize ediliyor.

 

Kaynak

 

------vvv------

 


»
Yeni Şafak Gazetesi »



Fransız halkına Off çektirecek
 



Fransız film yapımcısı Jean-Lois Papel, Türk insanını anlattığı 'Off Karadeniz'i ülkesinin en prestijli sinema festivalinde görücüye çıkaracak. Papel, 'Sarkozy Türkiye'yi AB'ye sokmak istemese de biz Türkler'i Fransızların kalbine sokacağız' dedi.


Fransız film yapımcısı Jean-Louis Papel, 'Off Karadeniz' adlı filmin yapımı için geldiği Karadeniz'de Türkiye'ye hayran kaldı. Karadeniz insanını ve Türkiye'yi yakından tanıma fırsatı bulan Papel 6 ay süreyle Paris-Rize hattında mekik dokudu. Filmi 2010 yılında, Fransa'nın en prestijli sinema festivallerinden Anger'da izleyicinin karşısına çıkarmaya hazırlanan Papel, Türk düşmanlığı ile tanınan Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'i iğneli sözlerle eleştirdi.


BİZDEN UZAK DEĞİLSİNİZ

Papel kendi ifadesiyle küçük bir müzik sesiyle çoşan espritüel bir bakışla hayatı yaşayan candan Türk insanının Fransızlar'dan çok uzak ve farklı olmadığını söyledi. Türklerin yanlış izlenimler ile Avrupa'da tanıtıldığını söyleyen Papel "Sarkozy Türkiye'yi AB'ye sokmak istemese de biz Türkler'i Fransızların kalbine sokacağız' şeklinde konuştu.


SARKOZY FİLMDEN ETKİLENİR

Fransa'nın Türkiye'yi 20 yıl boyunca Midnight Express (Geceyarısı Ekspresi) filmiyle tanıdığını ve bu filmin yarattığı korkunun hâlâ kafalardan silinemediğini söyleyen Papel, "Daha sonra izlediğimiz Türk filmleri de töre cinayetleri, politik baskılar gibi konulara ağırlık vererek bu olumsuz imajı pekiştirdiler. Biz bu filmle başka bir Türkiye'nin de olduğunu göstereceğiz. Gülen, en ufak bir müzik sesiyle coşan, espritüel bir bakışla hayatı yaşayan insanlar bizi hem şaşırtacaklar, hem de cana yakınlıklarıyla onların bize çok da uzak olmadıklarını göreceğiz. Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıkan Sarkozy ve destekçileri umarım bu filmden etkilenir" dedi.


Off Karadeniz Türkiye'nin ilk çevre filmi

Papel'in 'Off Karadeniz' filmi, İzmir-Of-Rize-Ardeşen arasında geçiyor. Yeni hakim olarak atanan İzmirli bir genç kızın ilk görev yeri olarak Of'a tayin olmasıyla başlayan olaylar zinciri sıcak Ege sahillerinden Karadeniz'in çay bahçelerine, yemyeşil yaylalarına, ormanlarına taşınıyor. Komedi filminin senaryo yazarı ve yönetmeni, yıllardır Fransız basınında çalışan gazeteci Nur Dolay, daha önce Kafkasya'da, Aliağa gemi söküm atölyelerinde, Azerbaycan, Kırım ve Karadeniz çevresinde pekçok belgesel filme imza atmış. Şimdi ise Dolay ilk uzun metrajı olan 'Off Karadeniz'de yine ağırlıklı olarak çevre duyarlılığına parmak basıyor.

 

Kaynak



------
vvv------


»
Laz Haber »

 

Fransız Film Yapımcı Papel Çekimler İçin Geldiği Karadeniz'de Türkiye'ye Hayran Kaldı

Fransız film yapımcısı Jean-Louis Papel, 'Off Karadeniz' adlı filmin yapımı için geldiği Karadeniz'de Türkiye'ye hayran kaldı. Papel 6 Ay Süreyle Paris-Rize hattında mekik dokudu.

Jean-Lois Papel, Türk insanını anlattığı 'Off Karadeniz'i ülkesinin en prestijli sinema festivalinde görücüye çıkaracak. Papel, 'Sarkozy Türkiye'yi AB'ye sokmak istemese de biz Türkler'i Fransızların kalbine sokacağız' dedi. Papel kendi ifadesiyle küçük bir müzik sesiyle çoşan espritüel bir bakışla hayatı yaşayan candan Türk insanının Fransızlar'dan çok uzak ve farklı olmadığını ve Türkler'in yanlış izlenimlerle Avrupa'da tanıtıldığını söyledi. Fransa'nın Türkiye'yi 20 yıl boyunca Midnight Express (Geceyarısı Ekspresi) filmiyle tanıdığını ve bu filmin yarattığı korkunun hâlâ kafalardan silinemediğini söyleyen Papel, "Daha sonra izlediğimiz Türk filmleri de töre cinayetleri, politik baskılar gibi konulara ağırlık vererek bu olumsuz imajı pekiştirdiler. Biz bu filmle başka bir Türkiye'nin de olduğunu göstereceğiz. Gülen, en ufak bir müzik sesiyle coşan, espritüel bir bakışla hayatı yaşayan insanlar bizi hem şaşırtacaklar, hem de cana yakınlıklarıyla onların bize çok da uzak olmadıklarını göreceğiz. Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıkan Sarkozy ve destekçileri umarım bu filmden etkilenir" diye konuştu.

 

Kaynak


 

------vvv------

 

» Laz Haber »

 

Of Karadeniz Ekibi Rizede


Fransız film yapımcısı Jean-Lois Papel, Türk insanını anlattığı 'Off Karadeniz'i ülkesinin en prestijli sinema festivalinde görücüye çıkaracak. Papel'in Paris-Rize hattında yarattığı filminin senaryo yazımını ve yönetmenliğini yıllardır Fransız basınında çalışan gazeteci Nur Dolay üstlendi.İzmir-Rize-Ardeşen-Of arasında geçen filmin konusu ise yeni hakim çıkmış İzmir'li bir genç kızın ilk görev yeri olarak Of'a atanması ve bununla birlikte yaşanan olaylar dizisi oluşturuyor.Seyircileri sıcak Ege sahillerinden, Karadeniz'in çay bahçelerine, yemyeşil yaylalarına ve ormanlarına taşıyacak olan "Off Karadeniz" filminin müziklerini Karadeniz’in sevilen sanatçısı Gökhan Birben ve onunla aynı ekipten İlhan Yabantaş yaptı.

Yönetmen Nur Dolay filmde Karadeniz kültürünün birebir işlendiğini anlatarak seyirciden olumlu tepkiler geleceğine inandığını kaydetti.

Daha öncede çeşitli dizilerde rol alan oyuncu Melissa Papel ise Karedeniz'e hayran kaldığını ifade etti.

 

Kaynak

 

------vvv------

 

» Laz Haber »


Melissa Giresun'a Geliyor
 

Fransız oyuncu Melissa Papel ile yönetmen Nur Dolay, Giresun'da sinema sevenlerle buluşacak.

Giresun Belediye Başkanlığından yapılan yazılı açıklamada, G-City Sinemasında bugün gösterime girecek ''Off Karadeniz'' adlı sinema filmine, filmin Fransız başrol oyuncusu Melissa Papel ve yönetmeni Nur Dolay'ın da katılacağı belirtildi.

Açıklamada, şunlar kaydedildi:

''Filmin 18.00 seansına katılacak olan filmin ekibi daha sonra burada sinemaseverlerle sohbet ederek onların sorularını yanıtlayacaktır. Film İzmir-Of-Rize-Ardeşen arasında geçen sımsıcak bir komedidir. Yeni hakim çıkmış İzmir'li bir genç kızın ilk görev yeri olarak Of'a atanmasıyla başlayan olaylar dizisi, bizi sıcak Ege sahillerinden Karadeniz'in serin yaylalarına, yemyeşil çay bahçelerine, ormanlarına taşımaktadır. ''Off Karadeniz'' filmiyle Fransa'da başka bir Türkiye imajı yaratmayı hedeflenmektedir. Halkımızın bu filmi mutlaka izlemelerini istiyoruz.''

 

Kaynak


------
vvv------


 

» 53 Haber Merkezi »

 

OFF KARADENİZ FİLM EKİBİ RİZE'DE

 

 

Off Karadeniz film yönetmeni Nur Dolay ve başrol oyuncusu Melissa Papel, Rize’ye gelerek, filmi seyirciyle birlikte izlediler. Yönetmen Dolay, Rize’deki ilgiden memnun kalmadığını söyledi.

Haber: Turgay Ayhan

Bir Türk-Fransız ortak yapımı olan ve çekimlerinin bir kısmı Rize ve Ardeşen’de gerçekleştirilen Off Karadeniz filminin yönetmeni Nur Dolay ve başrol oyuncusu Melissa Papel, Rize Pembe Köşk Sinemasında, filmlerini seyirciyle birlikte izlediler.

18 Haziranda vizyona giren filmin her bölgede ilgiyle izlendiğini ancak Rize’de gösterime girdiği 1 haftalık süre içinde beklediği ilgiyi göremediğini belirten yönetmen Nur Dolay, “Doğu Karadeniz Bölgesi’nde en az seyirci çeken il Rize oldu. Oysa önemli bir kısmının Rize’de geçtiği bu filme ilginin daha fazla olması gerekirdi” şeklinde konuştu.

Yaklaşık 1 yıllık bir çalışmanın ardından filmin çekimlerine başladıklarını belirten Dolay, “Amacımız kolay bir proje yapmaktı. Ancak Rize ve Ardeşen’de hemen hemen her sahnemiz ayrı bir mekanda çekildi. Amatör oyunculardan kurulu ekibimiz ve bu ekibin yaz olması nedeniyle yapmaları gereken işlerden dolayı çok fazla zorlandık ve bizim için zor bir proje haline geldi Off Karadeniz” dedi.

Filmde 3 profesyonel oyuncu dışında, tamamen bölgedeki amatör oyuncularla çalıştığını söyleyen yönetmen Nur Dolay, “Amatör oyuncularla çalışmak çok daha ilginç ama biraz daha zor. Burada 2 tiyatro grubu vardı ve bu gruplardan oyuncu seçmem zor olmadı. Hepsi çok başarılı bir iş çıkardılar. Performanslarından çok memnun kaldım” dedi.

Şimdiye kadar Doğu Karadeniz Bölgesi’ne sadece turist amaçlı geldiğini ve film projesi oluştuğunda bir yayla şenliğine katıldığını söyleyen Dolay, “Orda horon oynayan insanları gördüm ve müthiş bir enerji taşması olduğunu farkettim Karadeniz’de. Böylece bu enerjiyi gösterebilecek, dışa vurabilecek bir film yapmak istedim” şeklinde konuşarak filmin çıkış noktasını anlattı. Bu noktadan sonra 1 yıl boyunca filmi hazırlamak için bölgede çalışma yaptıklarını söyleyen Dolay, “Filmin sahnelerinin gerçekçi olabilmesi için mahkemelere girerek duruşmalara katıldım. Hakimlerle konuştum. Ve bütün film boyunca yazdığım senaryo burada yaşadıklarım diyebilirim. Yani buranın gerçekleriyle tamamen örtüşen bir senaryo.” dedi.

Filmini “Ön yargıların insanların birbirini tanıdıktan sonra geçtiğini ve insanların birbirlerini tanımaya ihtiyaçları olduğunu anlatan bir film” şeklinde  özetleyen ve ilk uzun metrajlı filmine imza atan yönetmen Nur Dolay, “Bu bölgeyle ilgili o kadar çok malzeme var ki, birkaç tane daha proje yapmak istiyorum buralarla ilgili. Finansman bulduğumuz takdirde işe koyulacağız en kısa zamanda” şeklinde konuştu.

Fransa’nın dünyaca ünlü film festivali Cannes Film Festivali’nde mayıs ayı içinde özel bir gösterimle filmlerini tanıttıklarını da sözlerine ekleyen Nur Dolay, “Filmimiz Cannes’da büyük bir ilgi ile karşılandı. Bir çok Fransız sinemacı filmin kopyasını talep etti. Ve bir çok festivale de davet edildik. Önümüzdeki günlerde Floransa’daki Kadın Filmleri Festivali’ne katılacağız.” diyerek filmin yurt dışındaki tanıtımlarını sürdüreceklerini ifade etti.

ATV ekranlarında yayınlanan Elveda Rumeli isimli dizideki Gülsüm karakteri ile akıllara kazınan filmin başrol oyuncusu Melissa Papel, Türkiye’deki ilk uzun metrajlı filmi olduğunu belirtirken Azerbaycan’da bir filmde de başrol oynadığını ve yakında gösterime gireceğini ifade etti.

Öncelikle çevreci bir film olduğundan dolayı Off Karadeniz’de rol almayı kabul ettiğini söyleyen Melissa Papel, Karadeniz’e ilk geldiği anda bölgeye aşık olmasının da rolü kabul etmesinde etkisi olduğunu belirterek, “Buranın doğasını, insanlarını, yemeklerini, kültürünü ve her şeyini çok beğendim. Bu yüzden reddedilemeyecek bir senaryoydu.” dedi.

Çekimler esnasında yaşadığı en ilginç olayın düğün sahnesi olduğunu söyleyen Papel, “Hiçbir hazırlığımız yoktu. Oranın halkı ile bir kerede çekimleri yaptık ve oldu. Hiç birine ne yapması gerektiği söylenmedi. Yaklaşık 100 kişiden oluşan sahne tamamen doğaçlama bir şekilde gerçekleşti” dedi.

Karadeniz Bölgesi’ne daha önce tatil amaçlı geldiğini ancak çok kısa bir süre kaldığını söyleyen Papel, film çekimlerinden dolayı yaklaşık 2 ay bölgede kaldığından birçok şeyi keşfettiğini dile getirdi. Rize’de özellikle sütlaç ve mıhlamaya bayıldığını ifade eden Papel, Cannes’da birkaç projeden teklif aldığını ve önümüzdeki günlerde yurtdışı çalışmalarını sürdüreceğini ifade etti.

 

Kaynak



------
vvv------
 



»
Vira Trabzon »

 

Off Karadeniz film oyuncuları Trabzon'da 18 Haziran'da gösterime giren ve İzmir-Of-Rize-Ardeşen arasında geçen sımsıcak bir komediyi anlatan Off Karadeniz Film oyuncuları Trabzon’da.

ÖZEl bir gösterim için Trabzon’a gelecek olan film ekibi sinemaseverlerle buluşuyor. 24 Haziran Perşembe günü ilk olarak Royal Sineması'nda saat:16.30, Lara Sineması'nda saat:18.00 de yayınlanacak olan özel seanslarla Trabzon’lu sinemaseverlerle birlikte izlemeyi hedefliyor.

Film yönetmeni ve yazarı Nur Dolay yaptığı açıklamada, Trabzon’un kendileri için çok önemli olduğunu filmi çekerken yaşadıkları güzellikleri ve sıcak ilişkileri nedeni ile Trabzon’daki gösterime katılmanın bir borç olduğunu söyledi.


Filmin konusu

Yeni hakim çıkmış İzmir'li bir genç kızın ilk görev yeri olarak Of'a atanmasıyla başlayan olay dizisi bizi sıcak Ege sahillerinden Karadeniz'in çay bahçelerine, yemyeşil yaylalarına, ormanlarına taşıyacak.

Karadeniz'e gidip de çevre sorunlarına duyarsız kalmak mümkün mü ? Zaten Orkinos projesinde de çevre kaygılarından yola çıkan Dolay, Karadeniz'in sorunlarına yabancı değildi. Kazım Koyuncu gibi değerleri genç yaşta aramızdan alan Çernobil felaketi bölgede unutulmaya yüz tutmuş olsa da bugün başka sorunlar söz konusu. Kentleri denizden koparıp ayıran sahil yolu, doldurulan deniz ve dereler, vadileri yok eden barajlar, ormanların ortasına açılan çöp çukurları, aşırı betonlaşma… Filmde bunlar güldürü havasının altına saklanmış da olsa, bütün çıplaklığı ve absürtlüğü ile gözler önüne seriliyor. Ama bir yandan da Karadeniz doğasının o baş döndürücü güzelliğini görüyoruz : yeşilin binbir tonu, yamaçları top top kadife gibi örten çay bahçeleri, başı bulutlarda kaybolmuş sarp dağlar, taş köprüler, eski ahşap köy evlerinin insancıllığı, horonların coşkusu, neşesi ve tabi ki her şeyin de üstünde insanların hayata o esprili ve sevecen bakış tarzı.

Filmin müziklerini Karadeniz’in sevilen sanatçısı Gökhan Birben ve onunla aynı ekipten İlhan Yabantaş yaptı.

Film ekibi ile birlikte 24 Haziran Perşembe günü Lara ve Royal sinemalarında filmi izleyip oyuncularla sohbet etme imkânı bulabilirsiniz.

 

Kaynak

 

------vvv------